Huawei Yeni Amiral Gemileri için 7.000 mAh Batarya Test Ediyor

 Telefon pazarında donanım rekabeti işlemci ve kamera odağından sıyrılarak batarya teknolojilerine doğru kayıyor. Mobil teknoloji dünyasından gelen son sızıntılara göre Çinli teknoloji devi Huawei, hem amiral gemisi hem de orta-üst segment akıllı telefon modelleri için devrim niteliğinde adımlar atıyor.

Güvenilir sızıntı kaynaklarının aktardığı bilgilere göre şirket, yeni nesil akıllı telefon modellerinde konumlandırmak üzere 7.000 mAh kapasiteli devasa bir batarya üzerinde test süreçlerine resmi olarak başladı. Günümüzde 5.000 mAh kapasitenin standart kabul edildiği mobil pazarda bu hamle, akıllı telefonların kullanım sürelerini radikal bir biçimde artırmayı hedefliyor. Kirin 9 serisi amiral gemisi işlemcilerle optimize edilen bu yeni yüksek yoğunluklu piller, kalınlık oluşturmadan telefon kasalarına entegre ediliyor.Sektör Standartları Değişiyor: Akıllı telefonlarda yıllardır standart haline gelen 5.000 mAh barajı, Huawei’in 7.000 mAh kapasiteli yeni hücre testleriyle geride kalıyor.

  • İlk Hedef Nova Serisi: Sızıntılar, bu devasa bataryanın ilk olarak Kirin 9 serisi güçlü bir işlemciyle donatılacak olan Huawei Nova 16 Ultra modelinde kullanılacağını gösteriyor.

  • Gelişmiş Silikon-Karbon Teknolojisi: Telefonun kalınlaşmasını önlemek adına Huawei, yeni nesil yüksek yoğunluklu silikon-karbon batarya mimarisinden faydalanıyor.

Akıllı Telefon Sektöründe Yeni Bir Çağ: 7.000 mAh Batarya Neler Sunuyor?

Kullanıcıların akıllı telefon satın alırken en çok dikkat ettiği kriterlerin başında gelen şarj ömrü, Huawei’in AR-GE laboratuvarlarında yeni bir boyuta taşınıyor. Sektör analizlerine göre, şirketin üzerinde çalıştığı 7.000 mAh gücündeki batarya prototipleri, yoğun kullanımda bile tek şarjla iki günü rahatlıkla devirebilecek bir performans vaat ediyor.

İnce Tasarımdan Ödün Verilmiyor

Büyük bataryaların akıllı telefonları kalın ve kaba hale getirdiği günler geride kalıyor. Huawei, geçtiğimiz dönemde Mate 70 Air modelinde kullandığı ince yapılı 6.500 mAh kapasiteli hücre başarısını bir adım öteye taşıyor. Yeni nesil silikon-karbon anot teknolojisi sayesinde, bataryanın enerji yoğunluğu artırılırken fiziksel hacmi minimum seviyede tutuluyor. Bu durum, 7.000 mAh kapasiteye sahip cihazların bile şık ve ergonomik bir gövdeyle karşımıza çıkmasını sağlıyor.

Kirin 9 Serisi İşlemcilerle Tam Entegrasyon

Sızıntı dünyasının ünlü isimlerinden Digital Chat Station tarafından paylaşılan detaylara göre, bu devasa batarya Huawei’in kendi geliştirdiği üst segment Kirin 9 serisi yonga setleriyle birlikte test ediliyor. Yeni işlemcilerin yüksek enerji verimliliği ve yapay zeka tabanlı güç yönetimi algoritmaları, 7.000 mAh kapasiteli bataryayla birleştiğinde kullanıcılara kesintisiz bir ekran süresi sunuyor.

Batarya Canavarı İlk Model: Huawei Nova 16 Ultra Sızıntıları

Geliştirilen bu yeni batarya teknolojisinin ticari bir üründe ne zaman karşımıza çıkacağı sorusu da yanıt buluyor. Tedarik zincirinden gelen raporlar, Huawei’in bu devasa bataryayı ilk olarak önümüzdeki dönemde tanıtılması beklenen Nova 16 Ultra modelinde kullanacağını gösteriyor.

Nova 16 Ultra Beklenen Teknik Özellikleri

Sadece bataryasıyla değil, diğer donanım bileşenleriyle de dikkat çeken prototip cihazın sızan özellikleri şu şekilde sıralanıyor:

  • Ekran: 6.84 inç boyutunda, 1.5K çözünürlüğe sahip güç tasarruflu LTPO OLED panel.

  • İşlemci: Flagship seviyesinde Kirin 9 serisi yonga seti.

  • Kamera: 50 Megapiksel çözünürlüğünde 1/1.3 inç boyutunda yeni ana sensör ve 50 Megapiksel periskop telefoto lens.

  • Şarj Desteği: Yüksek hızlı kablolu şarjın yanı sıra premium sınıfa göz kırpan kablosuz şarj desteği.

    Sektördeki Büyük Batarya Akımı ve Gelecek Stratejileri

    Akıllı telefon üreticileri arasında batarya kapasitelerini yukarı çekme yarışı her geçen gün kızışıyor. Sektördeki rakiplerin de benzer şekilde yüksek yoğunluklu piller üzerinde çalıştığı bilinirken, Huawei’in 7.000 mAh hamlesi markanın pazardaki iddialı konumunu güçlendiriyor. Bu teknoloji sayesinde özellikle mobil oyun meraklıları, içerik üreticileri ve gün boyu dışarıda çalışan profesyoneller için priz arama derdi tamamen ortadan kalkıyor. Şirketin bu hamleyi ilerleyen süreçte Pura ve Mate gibi tepe model amiral gemisi serilerine de entegre etmesi bekleniyor.

Google’dan Android için Yeni COSMO Yapay Zekası

 

Google Cosmo

Google, teknoloji dünyasında büyük bir merak uyandıran yeni yapay zeka girişimi COSMO uygulamasını geçtiğimiz saatlerde Android platformu için sürpriz bir şekilde kullanıma sundu. Kısa süre içerisinde yayından kaldırılmasıyla erken sızdırıldığı veya yanlışlıkla yayınlandığı tahmin edilen uygulama, Google’ın mobil yapay zeka vizyonunu gözler önüne seriyor.

Resmi açıklamalara göre, doğrudan Android işletim sistemi ile entegre olacak şekilde tasarlanan bu deneysel asistan, kullanıcının günlük iş akışını otomatize ederek dijital deneyimi optimize etmeyi amaçlıyor. Gemini Nano modelleri ile desteklenen sistem, cihaz üzerinde lokal olarak çalışabilme yeteneği ile internet bağlantısı gerektirmeden de hizmet verebiliyor.

  • Google, Android cihazlar için geliştirilen COSMO adlı yeni yapay zeka asistanını kısa süreliğine erişime açtı.
  • Uygulama, internet bağlantısı olmadan çalışabilmek için cihaz içi Gemini Nano modellerinden yararlanıyor.
  • Yeni sistem; doküman hazırlama, takvim yönetimi ve tarayıcı tabanlı görev otomasyonu gibi geniş bir yelpazede hizmet veriyor.
  • COSMO Uygulaması Geniş Fonksiyonel Özellikler Sunuyor
  • Yeni nesil asistan COSMO, sadece standart bir chatbot olmanın ötesine geçerek bir yapay zeka ajanı gibi hareket ediyor. Kullanıcıların karmaşık sorularına yanıt verme, takvim etkinlikleri oluşturma ve liste önerileri sunma gibi temel işlevleri yerine getiren uygulama, derinlemesine araştırma yapma konusunda da oldukça iddialı bir duruş sergiliyor. Tarayıcı tabanlı görev otomasyonu sayesinde kullanıcıların dijital rutinlerini hızlandırmayı hedefleyen yazılım, fotoğraf bulma ve geçmiş konuşmaları özetleme gibi pratik araçlarla da destekleniyor.

    Yapay Zeka Asistanı Çevrimdışı Çalışabiliyor

    Google’ın bu yeni hamlesi, yapay zekanın bulut bağımlılığını azaltma stratejisiyle doğrudan örtüşüyor. Uygulamanın Gemini Nano modellerini temel alması, internetin olmadığı ortamlarda dahi karmaşık işlemleri gerçekleştirebilmesine olanak tanıyor. Özellikle tarayıcı üzerindeki iş süreçlerini otomatikleştirme yeteneği, profesyonel kullanıcılar için zaman tasarrufu sağlayan önemli bir gelişme olarak görülüyor. Sistemin, geçmiş konuşmaları analiz edip özetlemesi, uzun süreli etkileşimlerde kullanıcıya tutarlı bir asistanlık deneyimi sunuyor.Uygulamanın gelecekte hangi özelliklerle genişletileceği veya genel kullanıcı kitlesine ne zaman sunulacağı konusunda Google henüz kesin bir tarih paylaşmadı. Ancak, kısa süreliğine yayınlanan bu sürüm, şirketin mobil ekosisteminde yapay zekayı nasıl konumlandırmak istediğine dair önemli ipuçları barındırıyor. Kullanıcıların cihazlarıyla olan etkileşimini proaktif bir seviyeye taşımayı hedefleyen COSMO, kişiselleştirilmiş bir dijital asistan olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

    Google’ın bu deneysel asistanı mobil dünyada yeni bir standart belirlemeye hazırlanıyor.

    Sistem Otomasyonu ile İş Akışları Hızlanıyor

    COSMO, sadece basit komutlara yanıt vermekle kalmıyor; aynı zamanda kullanıcıya doküman hazırlama sürecinde de yardımcı oluyor. Karmaşık veri setlerini analiz ederek özet raporlar sunabilen asistan, kullanıcının ihtiyaç duyduğu bilgilere en hızlı yoldan ulaşmasını sağlıyor. Fotoğraf galerisindeki görsel içerikleri tanımlama ve kategorize etme yeteneği ise uygulamanın günlük yaşamı kolaylaştıran bir diğer kritik bileşeni olarak öne çıkıyor.

Brembo, Dağ Bisikletleri İçin GR-PRO Fren Sistemini Tanıttı

 

Fren sistemleri konusunda dünya çapında bir otorite olan Brembo, dağ bisikleti (MTB) tutkunları için özel olarak geliştirdiği yüksek performanslı GR-PRO fren sistemini resmen duyurdu. Uzun süredir yoğun test süreçlerinden geçen ve profesyonel yarış departmanlarının teknolojilerinden beslenen bu yeni sistem, özellikle yüksek hızlarda ve zorlu arazi koşullarında üstün bir durdurma gücü arayan sürücüleri hedefliyor. 750 euro gibi iddialı bir başlangıç fiyatıyla pazara giriş yapan set, içerisinde disk bulunmamasına rağmen sunduğu teknolojik altyapıyla dikkat çekiyor. Brembo, bu yeni ürünüyle bisiklet dünyasındaki premium fren sistemi segmentinde standartları yeniden belirlemeyi amaçlıyor

  • Brembo, MTB’ler için tasarladığı GR-PRO fren sistemini 750 euro fiyat etiketiyle duyurdu.
  • Sistem, CNC ile işlenmiş tek parça alüminyum bloklardan oluşan kaliper ve merkez silindirlerine sahiptir.
  • Dört pistonlu fren mekanizması, daha iyi ısı kontrolü ve dayanıklılık sunar.
  • Frenleme hissi, sistemde bulunan özel ayar altyapısı sayesinde kişiselleştirilebilir.

Brembo, GR-PRO ile yarış pistlerinden gelen deneyimi dağ yollarına taşıyor.

Üretim Teknolojisi Yüksek Dayanıklılık Sunuyor

GR-PRO sisteminin kalbinde, Brembo’nun imalat konusundaki uzmanlığı yatıyor. Fren kaliperleri ve merkez silindirleri, geleneksel döküm yöntemlerinin aksine, tek parça alüminyum blokların CNC tezgahlarında titizlikle işlenmesiyle üretiliyor. Bu üretim süreci, parçaların yapısal bütünlüğünü korurken aynı zamanda ısı yönetimi konusunda ciddi bir avantaj sağlıyor. İkonik kırmızı rengiyle estetik bir bütünlük sunan kaliperlerin içerisinde, 18 mm çapında dört adet piston yer alıyor. Bu pistonlar, sistemin kendi mineral yağıyla senkronize bir şekilde çalışarak en sert frenleme anlarında bile kararlı bir performans sergiliyor.

Sürücülere Kişiselleştirme İmkanı Tanınıyor

Sistemin en dikkat çeken özelliklerinden biri, fren kolu üzerindeki özel ayar mekanizmasıdır. Bu altyapı, sürücülerin frenleme sürecini ve pedala uygulanan baskının hissini kendi tercihlerine göre optimize etmelerine olanak tanıyor. GR-PRO, 2,3 mm kalınlığında ve 200 mm ya da 220 mm seçeneklerine sahip paslanmaz çelik rotorlarla uyumlu bir yapı sunuyor. Brembo, sıcaklık değişimlerinin frenleme performansına etki etmesini engellemek için kendi geliştirdiği özel havalandırmalı disklerini de kullanıcılara sunuyor.

Sıcaklık ne olursa olsun, frenleme noktası değişmez bir tutarlılıkla korunuyor.

Yarış Teknolojileri MTB Dünyasına Entegre Ediliyor

Brembo yetkilileri, GR-PRO sisteminin geliştirilmesinde şirketin otomobil ve motosiklet yarış departmanlarından alınan verilerin temel alındığını belirtiyor. Zorlu dağ koşullarında frenleme noktasının ısınmaya bağlı olarak kayması, sürücüler için en büyük güvenlik risklerinden biri olarak kabul ediliyor. GR-PRO, ısıl kararlılık teknolojisi sayesinde bu riski minimize ediyor ve kullanıcısına güvenli bir sürüş deneyimi vadediyor. Bu yeni ürün, bisiklet dünyasında frenleme teknolojilerinin ulaştığı son noktayı temsil ediyor.

Xiaomi Android 17 Beta Programını Başlattı

 Akıllı telefon dünyasında yeni nesil işletim sistemleri için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Xiaomi, Android 17 Geliştirici Önizleme (Developer Preview) programını resmen başlatarak amiral gemisi kullanıcılarına büyük bir sürpriz yapıyor.

Şirket, yeni beta programını beklenmedik bir şekilde doğrudan HyperOS 3.3 sürümüyle eşleştirerek test sürecini başlatıyor. İlk etapta sadece kısıtlı sayıda üst segment cihaz için erişime açılan bu sürüm, markanın yazılım stratejisinde de önemli bir değişikliğe işaret ediyor.

HyperOS 3.3 ile Gelen Sürpriz ve Desteklenen Cihazlar

Yazılım dünyasındaki sızıntılarıyla bilinen Ximi Time tarafından fark edilen detaylara göre, Xiaomi yeni Android 17 beta yapısını kullanıcılara sunarken aradaki HyperOS 3.2 sürümünü tamamen atlıyor. Bu durum, şirketin HyperOS 4 sürümüne geçmeden önce Android 17’yi doğrudan HyperOS 3.3 ile entegre edeceğini gösteriyor. Pazardaki rekabete baktığımızda Samsung’un One UI ve Oppo’nun ColorOS tarafındaki hızlı beta adımlarına Xiaomi’nin de oldukça erken bir yanıt verdiğini görüyoruz.Şu an için Android 17 Geliştirici Önizleme programı sadece dört özel cihazı kapsıyor:

  • Xiaomi 17

  • Xiaomi 17 Ultra

  • Xiaomi 15T Pro

  • Leica Leitzphone (Xiaomi destekli)

  • Eğer bu cihazlardan birine sahipseniz, genel kullanıma sunulacak kararlı sürümden aylar önce yeni özellikleri deneyimleme şansı yakalıyorsunuz.

    Kurulum Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Kurulum adımlarına geçmeden önce bunun bir “Geliştirici Önizleme” sürümü olduğunu kesinlikle unutmamak gerekiyor. Beta yapıları doğası gereği çeşitli hatalar, çökmeler, pil tüketimi sorunları ve uygulama uyumsuzlukları barındırabiliyor. Bu nedenle güncellemeyi günlük kullandığınız birincil telefonunuz yerine, ikincil bir cihaza kurmanız tavsiye ediliyor.

    Her ihtimale karşı işlem öncesinde tüm önemli verilerinizi bulut depolamaya veya bilgisayarınıza yedeklemeniz büyük önem taşıyor. Ayrıca sorunsuz ve güvenli bir kurulum süreci için cihazınızın şarj seviyesinin en az yüzde 40 olduğundan ve depolama alanınızda minimum 10 GB boş yer bulunduğundan emin olmanız gerekiyor.

    Xiaomi Cihazlara Android 17 Beta Nasıl Kurulur?

    Kurulumu gerçekleştirmek için cihazınızın öncelikle Xiaomi’nin belirlediği güncel alt yapı sürümünde çalışması gerekiyor. Bu kontrolü sağladıktan sonra şu adımları izleyebilirsiniz:

    1. Cihazınıza uygun olan Android 17 beta ROM dosyasını indirin ve telefonunuzun dahili depolama alanının ana dizinine kopyalayın.

    2. Telefonunuzun Ayarlar > Telefon hakkında menüsüne gidin ve üst kısımdaki Xiaomi HyperOS logosuna dokunun.

    3. Gizli menüyü aktif etmek için ekranın üst kısmındaki Xiaomi HyperOS yazısına peş peşe 10 kez dokunun.

    4. Sağ üst köşede beliren üç nokta simgesine tıklayın ve Güncelleme paketini seç (Choose update package) seçeneğine dokunun.

    5. Dahili depolamaya attığınız ROM dosyasını seçerek kurulum işlemini başlatın.

    Bu işlem büyük bir sürüm yükseltmesi olduğu için cihazın yeniden başlatılması ve optimizasyon süreci normalden biraz daha uzun sürebiliyor. Eğer beta sürümünde ciddi hatalarla karşılaşırsanız veya herhangi bir nedenle kararlı sürüme geri dönmek isterseniz, resmi kaynaklardan uygun düşürme (downgrade) dosyasını indirip aynı yöntemle cihazınıza geri yükleme yapabiliyorsunuz. Ancak sürüm düşürme işleminin cihazdaki tüm verilerinizi sileceğini hatırlatmakta fayda var.

Epic Games Store Japonya’da iPhone Kullanıcılarına Açıldı

 Apple ve Epic Games arasındaki uygulama mağazası savaşlarında yeni bir cephe daha açılıyor. Epic Games Store, Japonya’da Aralık 2025’te yürürlüğe giren Mobil Yazılım Rekabet Yasası (MSCA) sonrasında iPhone kullanıcıları için resmen kullanıma sunuldu.

Avrupa Birliği’ndeki Dijital Piyasalar Yasası’na (DMA) oldukça benzeyen bu yeni Japonya yasası, akıllı telefonlarda alternatif uygulama mağazaları ve farklı ödeme seçenekleri için destek sunmayı zorunlu kılıyor.

Şimdilik Sadece Epic Games Oyunları Var

Epic Games Store, Japonya pazarına ilk etapta yalnızca Fortnite ve Rocket League Sideswipe gibi Epic’in kendi geliştirdiği oyunlarla giriş yapıyor. Şirket, diğer geliştiricilerin oyunlarına mağazada şimdilik yer verilmemesinin ana sorumlusu olarak Apple’ı gösteriyor.

epic games apple

Epic’in açıklamasına göre Apple, üçüncü taraf mağazalardaki uygulamalardan yüzde 5’lik “Temel Teknoloji Ücreti” alıyor ve geliştiricilere işlemleri takip edip raporlama zorunluluğu getiriyor. Epic, bu durumun geliştiricileri caydıran karmaşık bir yapı ve ek maliyetler yarattığını belirterek, bu şartlar altında mağazaya başka geliştiricilerin uygulamalarını dahil etmediklerini ifade ediyor.

9 Adımlı Kurulum Süreci ve Engeller

Uygulama yükleme deneyimi de iki dev şirket arasındaki bir diğer tartışma konusu oluyor. Epic Games, Apple’ın Japonya’da App Store dışı uygulama mağazaları için tam dokuz adımlı yorucu bir kurulum süreci zorunlu kıldığını vurguluyor. Bu uzun sürecin rekabete ve kullanıcı seçimine ek bir bariyer oluşturduğu iddia ediliyorDaha önce mağaza Avrupa’da açıldığında, Apple ilk başta 15 adımlı bir süreç talep etmiş, ancak düzenleyici kurumların baskısıyla bu sayı altıya düşmüştü. Epic, bu azalmanın kurulum sırasındaki oyuncu kaybını (vazgeçme oranını) yüzde 60 oranında düşürdüğünü hatırlatıyor. Japonya Adil Ticaret Komisyonu ile görüşmelere devam eden şirket, geliştiricilerin ve tüketicilerin yasadan tam anlamıyla faydalanabilmesi için Apple’ın bu rekabete aykırı süreçleri kaldırmasını istiyor.

Küresel Çapta Büyüyen Rekabet

Epic Games ve Apple arasındaki bu devasa hukuki mücadele, aslında 2020 yılında popüler oyun Fortnite’ın App Store’dan kaldırılmasıyla başlıyor. O günden bu yana Epic, dünya genelinde alternatif mağazaların önünü açmak ve App Store’un tekelini kırmak için yoğun bir çaba harcıyor. Mayıs 2025’te Avrupa’daki iOS kullanıcıları için açılan Epic Games Store, ABD’de bir mahkemenin Apple’ın dış alımlardan ücret almasını engellemesinin ardından orada da yeniden faaliyete geçmişti. Japonya hamlesi, bu küresel stratejinin en yeni adımı olarak dikkat çekiyor.

Mac’de Windows Oyunları Oynamak Artık Mümkün

 Mac’te oyun oynanamayacağına dair yıllardır süregelen o meşhur algı Apple’ın M serisi işlemcileriyle birlikte artık tamamen tarihe karışıyor. Özellikle M2 Max işlemcili bir MacBook Pro üzerinde gerçekleştirdiğimiz testler Apple donanımlarının sadece iş odaklı değil aynı zamanda yüksek performanslı birer oyun makinesi olabileceğini de gözler önüne seriyor. Bu gelişimin arkasındaki en büyük güç ise GameSiri ekibinin geliştirdiği ve Windows oyunlarını macOS üzerinde çalıştırmayı mümkün kılan GameHub uygulaması oluyor.

Gerçekleştirdiğimiz testlerde GTA 5, Red Dead Redemption 2 ve God of War Ragnarok gibi sistemleri oldukça zorlayan yapımları mercek altına aldık.Apple M2 Max işlemcinin gücü sayesinde GTA 5’te 60 FPS sabit değerleri yakalarken sistemin pil gücünde bile herhangi bir performans kaybı yaşamaması oldukça etkileyici bir sonuç veriyor. Üstelik bu süreçte cihazın fan açmadan serin bir şekilde çalışmaya devam etmesi Apple silikon mimarisinin verimliliğini bir kez daha kanıtlıyor.

Mac’de Windows Oyunları Nasıl Oynanır?Oyun dünyasının grafik canavarlarından biri olan Red Dead Redemption 2 testinde ise yüksek ayarlarda yine 60 FPS dolaylarında akıcı bir deneyim elde ettik. Emülasyon süreci her ne kadar karmaşık olsa da macOS üzerinde bu denli yüksek grafikli oyunların sorunsuz çalışması gelecekteki oyun potansiyelini açıkça gösteriyor.God of War Ragnarok testinde de benzer şekilde stabil sonuçlar alarak Apple kullanıcılarının artık popüler Windows oyunlarından mahrum kalmayacağını tecrübe etmiş olduk.

Tüm bu test süreci boyunca Gizala markasının fiyat performans odaklı GZL-01 kontrolcüsünü kullandık. RGB ışıkları ve titreşim motoruyla oyun deneyimini zenginleştiren bu cihaz Apple donanımlarıyla da tam uyumlu bir şekilde çalışıyor.

Oyunların emülasyon yoluyla Mac platformuna taşınması ve bu süreçte yaşanan performans artışları teknoloji dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.Şu an için kapalı beta aşamasında olan GameHub uygulaması ve gelişen sürücü destekleri sayesinde önümüzdeki dönemde çok daha fazla oyunu Mac bilgisayarlarımızda göreceğiz.

Nvidia RTX 3060 12GB Üretimi Haziran Ayında Yeniden Başlıyor

 Ekran kartı pazarında efsanevi bir yere sahip olan Nvidia RTX 3060 12GB modelinin üretimi, Haziran 2026 itibarıyla resmen yeniden başlatılıyor. Mydrivers tarafından paylaşılan ve BoBantang kaynaklı bilgilere göre, şirket bu stratejik hamlesiyle orta seviye ekran kartı segmentindeki arz açığını kapatmayı hedefliyor. Temmuz ayından itibaren raflarda yerini alması beklenen kartlar, Asus, MSI, Galax ve Colorful gibi büyük donanım üreticileri aracılığıyla piyasaya sürülecek. Nvidia’nın bu kararı, piyasadaki uygun fiyatlı ve yüksek performanslı ürünlere olan yoğun talebi karşılamak için attığı planlı bir adım olarak değerlendiriliyor.

  • Nvidia, RTX 3060 12GB modelinin üretim bandını Haziran ayında tekrar aktif hale getirecek.
  • Üretilen kartlar Temmuz ayından itibaren sınırlı sayıda parti halinde satışa sunulacak.
  • ASUS, MSI ve Colorful gibi büyük markalar belirlenen kotalar dahilinde yeni sevkiyatlar alacak.
  • Nvidia bu hamlesiyle 2000-2500 yuan fiyat aralığındaki boşluğu doldurmayı hedefliyor.

    Sınırlı Sayıda Üretim Yapılıyor

    Nvidia’nın aldığı bu karar, sadece mevcut stokların eritilmesiyle ilgili değil, doğrudan pazar taleplerine verilen stratejik bir yanıt niteliği taşıyor. Özellikle 1080p ve 2K çözünürlükteki oyun deneyimlerinde, 12 GB bellek kapasitesi sayesinde bu model hala fiyat-performans odaklı kullanıcılar için vazgeçilmez bir seçenek olma özelliğini koruyor. Ancak yeni üretilecek partilerin sınırlı sayıda olacağı ve üreticilere verilen kotaların değişkenlik gösterdiği ifade ediliyor.

    Piyasadaki Talep Dengelenmeye Çalışılıyor

    Güncel piyasa verileri, oyuncuların 2000 ile 2500 yuan arasındaki bütçe aralığında, yüksek bellek kapasitesine sahip ve güvenilir performans gösteren kartlara ciddi bir ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Nvidia, bu boşluğu doldurmak için elindeki en başarılı kartlardan biri olan RTX 3060’ı geri getirerek risk almadan talebi yönetmeyi amaçlıyor.

    RTX 3060

    Sınırlı arz miktarı, bu popüler kartın piyasaya çıkışıyla birlikte hızlıca tükenmesine yol açabilir.

    Üreticiler Yeni Kotalarını Bekliyor

    ASUS, MSI, Galax ve Colorful gibi sektörün önde gelen isimleri, Nvidia’dan gelecek yeni sevkiyatları beklemeye başladı. Her üreticiye ayrılan spesifik kotalar, kartın piyasadaki bulunabilirliğini doğrudan etkileyecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Kullanıcılar, Temmuz ayından itibaren bu kartları sınırlı stoklarla da olsa tekrar satın alabilecekler.

Uçaklarda Powerbank Kullanımı Kısıtlanıyor!

 Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), uçuş güvenliğini doğrudan ilgilendiren yeni bir kararı yürürlüğe aldı. Kurum tarafından yayımlanan direktif kapsamında, yolcuların uçak içerisinde taşınabilir bataryaları (powerbank) şarj etmesi artık yasaklandı.

Bu düzenleme, uluslararası standartlarda yapılan güncellemeler doğrultusunda hayata geçirildi. Söz konusu değişiklik, 27 Mart 2026 tarihinde Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) Konseyi tarafından kabul edilen yeni teknik talimatlara dayanıyor.

Türkiye’de yeni havacılık kuralları

“Hava Yoluyla Tehlikeli Maddelerin Emniyetli Taşınması” başlığı altında yayımlanan ve Doc 9284 olarak bilinen dokümandaki güncellemeler, lityum piller ve taşınabilir elektronik cihazlara ilişkin kuralları yeniden şekillendirdi. SHGM, UOD-2026-01 numaralı Uçuş Operasyon Direktifi ile Türkiye’de faaliyet gösteren tüm havacılık paydaşlarının bu kurallara uyum sağlamasını zorunlu kıldı.Direktif; ticari hava taşıma işletmelerinden genel havacılık firmalarına, yer hizmetleri kuruluşlarından uçuş ekiplerine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Yeni düzenleme, özellikle lityum bataryaların oluşturabileceği yangın ve aşırı ısınma risklerine karşı alınan önlemlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Yolcular için getirilen kısıtlamalar

Yapılan düzenlemeyle birlikte uçuş sırasında powerbank kullanımına yönelik yeni sınırlar getirildi. Artık uçak içinde powerbank şarj edilmesi tamamen yasaklanmış durumda.Ayrıca yolcuların yanında taşıyabileceği taşınabilir batarya sayısı da sınırlandırıldı. Yeni kurala göre bir yolcu en fazla iki adet powerbank taşıyabilecek.

SHGM, uçuş sırasında cep telefonu, tablet, dizüstü bilgisayar, oyun konsolu, elektronik kitap ve MP3 çalar gibi taşınabilir elektronik cihazların şarj edilmesi için powerbank kullanımının önerilmediğini özellikle vurguladı. Bu ifade, teknik olarak tamamen yasak olmasa da güvenlik açısından güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Yayınlanan direktifte, uçuş ekiplerine yönelik ayrı bir değerlendirme de yer aldı. Operasyonel gereklilikler kapsamında taşınan taşınabilir bataryalar bu kısıtlamaların dışında tutuluyor.Ekip üyelerinin kişisel kullanım amacıyla taşıdığı powerbank’ler için ise aynı kurallar geçerli olmaya devam ediyor. ICAO tarafından yapılan bu güncellemenin ardından birçok ülke benzer uygulamayı devreye aldı veya almaya devam ediyor.

Anthropic’ten Yapay Zekalı Ticaret!

 Anthropic, yakın zamanda gerçekleştirdiği bir deney kapsamında yapay zeka temsilcilerinin hem alıcı hem de satıcı olarak yer aldığı özel bir pazar yeri oluşturdu. Project Deal adı verilen bu çalışma, gerçek ürünlerin ve gerçek paranın kullanıldığı bir ticaret ortamını test etmeyi amaçladı.

Şirket, bu girişimin 69 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen sınırlı bir pilot uygulama olduğunu belirtti. Katılımcılara, iş arkadaşlarından alışveriş yapabilmeleri için hediye kartları aracılığıyla 100 dolarlık bir bütçe tanımlandı.

Project Deal Deneyinin Sonuçları

Anthropic, deneyin oldukça başarılı geçtiğini ve toplamda 4.000 doları aşan bir değere sahip 186 işlemin gerçekleştiğini açıkladı. Şirket, bu süreçte farklı modellerin kullanıldığı dört ayrı pazar yeri kurarak sistemin işleyişini inceledi.Deneyin bir aşamasında, tüm katılımcılar şirketin en gelişmiş modelleri tarafından temsil edildi ve yapılan anlaşmalar uygulama sonunda onaylandı. Diğer üç pazar yeri ise sadece araştırma ve gözlem amacıyla kullanıldı.

Araştırmanın verilerine göre, kullanıcılar daha gelişmiş modeller tarafından temsil edildiklerinde nesnel olarak daha iyi sonuçlar elde ediyor. Ancak katılımcılar, bu performans farkını genellikle fark etmiyor ve bu durum bir temsilci kalitesi boşluğu yaratıyor.Şirket, bu boşluk nedeniyle dezavantajlı durumda olan kişilerin aslında daha kötü bir hizmet aldıklarını anlamayabileceklerine dikkat çekiyor. Ayrıca, temsilcilere verilen başlangıç talimatlarının satış olasılığı veya müzakere edilen fiyatlar üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığı gözlemlendi.

Yapay Zeka Destekli Ticaretin Geleceği

Anthropic, bu pilot çalışmanın yapay zeka temsilcilerinin gelecekteki ticari faaliyetlerde nasıl bir rol oynayabileceğine dair önemli veriler sunduğunu ifade ediyor. Temsilcilerin otonom bir şekilde pazarlık yapabilmesi ve anlaşmaları sonuçlandırabilmesi, dijital ticaretin işleyişinde yeni bir dönemin habercisi olabilir.

Deneyin sonuçları, yapay zeka modellerinin yeteneklerinin ticaret süreçlerini doğrudan etkilediğini kanıtlıyor. Özellikle daha gelişmiş modellerin sağladığı avantajlar, gelecekteki ticari platformlarda kullanıcı deneyimini belirleyen temel unsurlardan biri haline gelebilir.Şirket, bu tür deneylerin yapay zeka temsilcilerinin gerçek dünya senaryolarındaki davranışlarını anlamak için kritik olduğunu vurguluyor. Elde edilen veriler, gelecekte daha karmaşık ve geniş kapsamlı ticaret sistemlerinin geliştirilmesine rehberlik edecek.

Sam Altman Polisten Bilgi Sakladığı için Özür Diledi!

 British Columbia’nın Tumbler Ridge bölgesinde yaşanan ölümcül silahlı saldırının üzerinden iki ay geçti. OpenAI CEO’su Sam Altman, saldırganın ChatGPT hesabındaki endişe verici konuşmaları polise bildirmediği için resmi bir özür yayımladı.

Saldırgan Jesse Van Rootselaar’a ait hesap, olaydan önce gerçek dünyadaki şiddet potansiyeli nedeniyle OpenAI tarafından yasaklanmıştı. Şirket, kullanım politikalarını ihlal ettiği gerekçesiyle bu hesabı kapatmış ancak durumu kolluk kuvvetlerine bildirmemişti.

Altman’dan resmi özür mektubu

Altman, Tumbler RidgeLines tarafından tam metni paylaşılan mektubunda, Haziran ayında yasaklanan hesabı polise bildirmediği için derin bir üzüntü duyduğunu belirtti. Kelimelerin yaşanan kaybı telafi etmeye yetmeyeceğini ifade eden Altman, toplumun yaşadığı zararı ve geri dönülemez kaybı kabul etmek adına bu özrün gerekli olduğunu vurguladı.

OpenAI, Sam Altman, ChatGPT, Tumbler Ridge, güvenlik

Mektubunda, Tumbler Ridge Belediye Başkanı Darryl Krakowa ve British Columbia Başbakanı David Eby ile görüştüğünü belirten Altman, kamuoyuna açık bir özür için yas sürecine saygı duyulması gerektiğini ifade etti. Eby ise X üzerinden yaptığı paylaşımda, özrün gerekli olduğunu ancak yaşanan yıkımın boyutu karşısında yetersiz kaldığını dile getirdi.

Gelecek için yeni güvenlik taahhütleri

OpenAI, gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması için hükümetin tüm kademeleriyle iş birliği yapacağını açıkladı. Şirket, bu tür olayların tekrarlanmaması adına yeni yöntemler geliştirmeyi hedeflediğini belirtti.Bu taahhüt, OpenAI Küresel Politika Başkan Yardımcısı Ann O’Leary’nin daha önceki açıklamalarını destekler nitelikte. O’Leary, ChatGPT konuşmalarında “yakın ve güvenilir” tehditler tespit edilmesi durumunda şirketin derhal yetkilileri bilgilendireceğini duyurmuştu. Yaşanan bu olay, teknoloji şirketlerinin kullanıcı verileri ve güvenlik politikaları konusundaki sorumluluklarını bir kez daha gündeme taşıdı.

Çin’in İlk Robotaksisi Tanıtıldı!

 Geely, 2026 Pekin Otomobil Fuarı kapsamında Çin’in ilk yerli robotaksi prototipi olan Eva Cab modelini görücüye çıkardı. Bu yeni araç, şirketin otonom sürüş teknolojilerindeki en güncel çalışmalarını temsil ediyor.

Eva Cab, 196 milyar parametreli Step 3.5 büyük dil modeli ve 1.400 TOPS işlem gücüne sahip H9 yüksek seviyeli çözümle donatıldı. Geely, bu sistemin insan sürücülerden üç kat daha hızlı karar verebildiğini ve günlük sürüş senaryolarının yüzde 99’unu yönetebildiğini belirtiyor.

Teknolojik altyapı ve donanım özellikleri

Aracın merkezinde yer alan Dünya Eylem Modeli (WAM), geleneksel algılama ve karar verme süreçlerini makro planlama ile mikro çıkarım yetenekleriyle birleştiriyor. Bu sistem, aracın karmaşık trafik durumlarında veya yapılandırılmamış yollarda deneyimli bir sürücü gibi yargılarda bulunmasına olanak tanıyor.

Geely, Eva Cab, robotaksi, otonom sürüş, Pekin Otomobil Fuarı

Prototip, LiDAR ve yüksek çözünürlüklü kameralar dahil olmak üzere toplam 43 algılama bileşeniyle çevresini 360 derece izliyor. Geely, bu donanım ağının kör nokta bırakmadığını ve çok turlu U dönüşü manevralarında yüzde 95 başarı oranı sunduğunu ifade ediyor.

Eva Cab’in iç mekan tasarımı, direksiyon simidi ve geleneksel kontrol bileşenlerinin tamamen kaldırılmasıyla alışılagelmiş kokpit düzeninden ayrılıyor. Araçta yer alan dijital şasi teknolojisi, 4 milisaniyelik tepki süresiyle ekstrem koşullarda aktif riskten kaçınma sağlıyor.

Ticarileşme süreci ve gelecek planları

Geely, Caocao Mobility ile birlikte geliştirilen özel bir versiyonun 2027 yılında seri üretime geçeceğini ve ticari operasyonların başlayacağını duyurdu. Bu hamle, insansız sürüş teknolojilerinin gerçek dünya ulaşım senaryolarına kademeli olarak entegre edilmesini hedefliyor.

Geely, Eva Cab, robotaksi, otonom sürüş, Pekin Otomobil Fuarı

Daha önce Geely’nin Zeekr markası ile Waymo arasında Zeekr Mix modeli üzerine bir iş birliği yapıldığı bildirilmişti. Ancak bu süreçte ilerlemenin yavaş olduğu ve Zeekr Mix satışlarının Çin pazarında bu yıl neredeyse durma noktasına geldiği gözlemleniyor. Geely’nin yeni prototipi, şirketin otonom sürüş alanındaki stratejisini tamamen kendi geliştirdiği teknolojiler üzerine kurma eğilimini gösteriyor.

Krizde olan Porsche, Bugatti defterini kapatıyor

 Alman spor otomobil üreticisi Porsche, ortağı olduğu Bugatti'nin hisselerini satma kararı aldı. Şirket, Bugatti Rimac ve Rimac Group’taki tüm hisselerini satarak yeni bir dönemin önünü açıyor.

ABD'li bir konsorsiyuma satacak

Anlaşma kapsamında Porsche’nin Bugatti Rimac’taki %45 ve Rimac Group’taki %20,6’lık payı, New York merkezli yatırım şirketi HOF Capital liderliğindeki bir konsorsiyuma devredilecek. Konsorsiyumun en büyük yatırımcısı ise BlueFive Capital olurken, ABD ve Avrupa’dan çeşitli kurumsal yatırımcılar da sürece dahil oluyor. Finansal detaylar henüz açıklanmadı ancak satışın büyüklüğünün Porsche’nin yıl sonu finansallarında netleşmesi bekleniyor.

Regülasyon onaylarının ardından, Mate Rimac liderliğindeki Rimac Group, Bugatti Rimac üzerindeki kontrolünü artıracak. HOF Capital ise Rimac Group’un en büyük hissedarlarından biri haline gelecek. Bu gelişme, kariyerine garajında eski BMW’leri elektrikli araçlara dönüştürerek başlayan Mate Rimac için önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor.

Porsche neden satıyor?

Porsche, bu satışla çekirdek işine odaklanacağını belirtiyor. Ancak sektör yorumcularına göre bu hamle, şirketin son dönemde yaşadığı finansal baskılarla doğrudan bağlantılı.

2025 yılında Porsche’nin operasyonel kârı %93 oranında düşerken, bu gerilemede şirketin elektrikli araç stratejisindeki değişim de etkili oldu. Tam elektrikli dönüş planlarında geri adım atan marka, içten yanmalı ve hibrit modellere yeniden ağırlık vermeye başladı. Bu performans düşüşü, ana şirket Volkswagen Grubu üzerinde de baskı oluşturdu.Porsche’nin Rimac’a erken dönemde yaptığı yatırım, şirketin küresel ölçekte ciddi bir mühendislik gücü olarak tanınmasını sağladı. Ayrıca 2021’de kurulan Bugatti Rimac ortaklığı, Bugatti Chiron sonrası dönemde markaya yeni bir yön çizdi. Bu iş birliği aynı zamanda Porsche’nin kendi elektrikli araç teknolojilerine de katkı sundu.

Müşteri tarafında ise büyük bir değişiklik beklenmiyor. Bugatti zaten operasyonel olarak büyük ölçüde bağımsız çalışıyordu. Markanın, Chiron'un halefi olan yeni hiper otomobili Bugatti Tourbillon, doğal emişli V16 motor ve hibrit sistemle mevcut yapı altında geliştirilmiş durumda.

Android'de yeni tehlike: WhatsApp hesaplarını ele geçiriyor!

 

Morpheus casus yazılımı nasıl bulaşıyor?

Morpheus, NSO Group'un Pegasus veya Paragon Solutions gibi daha gelişmiş araçların kullandığı sıfır tıklama saldırılarından ziyade sosyal mühendisliğe dayandığı için düşük maliyetli casus yazılım olarak sınıflandırılıyor. Saldırı, hedefteki kişinin kötü amaçlı uygulamayı yüklemesini gerektiriyor ancak bunu sağlamak için kullanılan yöntem ilginç.

Hedefteki cihazın mobil veri bağlantısı, casus yazılımı yayan yetkililerle koordineli çalışan telekom sağlayıcısı tarafından kasıtlı olarak engelleniyor. Telefonun internet erişimi kesildikten sonra, kişinin cihazına internete bağlanabilmesi için telefonu güncelleyecek bir uygulamanın yüklenmesi gerektiğini belirten bir SMS gönderiliyor. Bu uygulama elbette casus yazılım.

Uygulama yüklendikten sonra, Morpheus, Android'in yerleşik erişilebilirlik izinlerini kötüye kullanarak ekrandaki içeriği okuyabiliyor ve cihazda çalışan diğer uygulamalarla etkileşim kurabiliyor. Ardından sahte bir sistem güncelleme ekranı ve sonrasında yeniden başlatma uyarısı gösteriyor.

Yeniden başlatmanın ardından, sahte WhatsApp arayüzü çıkarıyor ve rutin hesap kontrolünün başlatıldığını iddia ederek biyometrik doğrulama istiyor. Biyometrik doğrulama, casus yazılımın hedefteki kişinin WhatsApp hesabına yeni bir cihaz eklemesine imkan veriyor ve Morpheus, kişinin tüm mesajlarına ve kişilerine tam erişim sağlıyor.

Morpheus’un arkasında kolluk kuvvetlerine ve istihbarat teşkilatlarına 30 yılı aşkın süredir yasal dinleme teknolojisi sağlayan İtalyan bir şirket olan IPS olduğu söyleniyor. IPS, 20'den fazla ülkede faaliyet gösteriyor.

Araştırmacılar, Morpheus'un siyasi aktivistleri hedef almak için kullanıldığına inanıyor ancak belirli hedefler açıklanmadı. Bu olay, IPS'yi son yıllarda ortaya çıkarılan CY4GATE, eSurv, RCS Lab ve SIO gibi İtalyan casus yazılımı sağlayıcılarının artan listesine ekliyor. Yalnızca Nisan 2026'da WhatsApp, 200 kullanıcıya SIO ile bağlantılı casus yazılım içeren sahte uygulama sürümünü yüklediklerini bildirdi.

Morpheus, Google Play Store üzerinden yayılmıyor ve sessiz sedasız yüklenmiyor. Hedefteki kişinin resmi uygulama mağazaları dışından APK yüklemesini gerektiriyor. Android'in erişilebilirlik izinleri güçlü olduğundan özellikle kısa mesaj bağlantısıyla gelen bir uygulamaya izin vermemek gerekiyor.

Mayıs ayında izleyici ile buluşacak en dikkat çekici 10 film

 Nisan ayı oldukça çeşitli ve zengin bir vizyon programına sahip. Bir yandan yeni Super Mario. Bros filmi ve Lee Cronin'den Mumya gibi gişe potansiyeli yüksek filmler sinemalara gelirken, diğer yandan The Drama ve Michael gibi dikkat çekici dramalar da izleyici ile buluşacak. Diğer yandan Top Gun ve Kill Bill gibi filmler de yıllar sonra beyaz perdeye geri dönecek.

Mayıs Ayında Çıkacak En Dikkat Çekici 10 Film 🍿

Önümüzdeki ay gerek sinemalarda gerekse dijital platformlarda izleyici ile buluşacak olan filmler arasından öne çıkan yapımları derlediğimiz listeyi aşağıda bulabilirsiniz. İşte Mayıs ayında çıkacak en dikkat çekici 10 film:

1️⃣ Star Wars: The Mandalorian and Grogu

Star Wars: The Mandalorian and Grogu Tam Boyutta Gör
Star Wars serisi, The Mandalorian dizisinin uzantısı niteliğindeki The Mandalorian & Grogu ile beyaz perdeye geri dönüyor.
  • Tür: Bilim-Kurgu, Macera
  • Yönetmen: Jon Favreau
  • Oyuncular: Pedro Pascal, Sigourney Weaver, Amy Sedaris, Jeremy Allen White
  • Çıkış Tarihi: 22 Mayıs / Vizyon

Dizinin de yaratıcısı olan Jon Favreau'nun yönettiği The Mandalorian and Grogu'da Din Djarin ve Grogu yeni bir maceraya atılıyor. Bu yeni hikâyede Mando ve Grogu, İmparatorluk yıkıldıktan sonra yeni bir düzen kurmaya çalışan Yeni Cumhuriyet tarafından zorlu bir göreve gönderiliyor.

Mortal Kombat 2

Mortal Kombat 2 Tam Boyutta Gör
2021 yapımı Mortal Kombat'ın devam filmi, özellikle serinin hayranları için Mayıs ayının en heyecanla beklenen filmleri arasında yer alıyor.
  • Tür: Dövüş, Fantastik, Aksiyon
  • Yönetmen: Simon McQuoid
  • Oyuncular: Hiroyuki Sanada, Karl Urban, Lewis Tan, Tadanobu Asano
  • Vizyon Tarihi: 8 Mayıs / Vizyon

İlk filmin ana ekibinin geri döndüğü devam filminde ekibe bu kez The Boys dizisinin yıldızı Karl Urban da katılıyor. Urban, oyunlardan tanıdığımız Johnny Cage karakterine hayat veriyor. Film, Johnny Cage’in de aralarına katılmasıyla bu kez Dünya Âlemi’nin, varlığını tehdit eden Shao Kahn ile kuralsız ve kanlı bir savaşta karşı karşıya gelmesini konu alıyor.

The Punisher: One Last Kill

The Punisher: One Last Kill Tam Boyutta Gör
Punisher'a odaklanan bir saatlik bir TV filmi olarak tanımlanan One Last Kill, 12 Mayıs'ta Disney+'ta izleyici ile buluşacak.
  • Tür: Aksiyon, Suç
  • Yönetmen: Reinaldo Marcus Green
  • Oyuncular: Jon Bernthal, Chelsea Brea, Colton Hill
  • Çıkış Tarihi: 12 Mayıs / Disney+

Marvel Sinematik Evreni'nde Punisher'a hayat veren Jon Bernthal, One Last Kill'de sadece Frank Castle rolüyle dönmekle kalmıyor, aynı zamanda bu projenin başında da yer alıyor. Hikâye, "Welcome Back, Frank" adlı Punisher serisinin bir uyarlaması olacak. Çizgi romanlardaki "Welcome Back, Frank" serisinde Ma Gnucci, üç oğlunu öldüren Punisher'dan intikam almak için hem NYPD'deki bağlantılarını hem de Rus mafyasını Punisher'ın peşine takıyor.

iPhone 18'e RAM yükseltmesi: 12GB standart oluyor

 Düz iPhone 18 modeli hakkındaki son raporlar olumsuzluklara odaklanıyor. Apple’ın 18 Pro’larda daha güçlü işlemcinin yanı sıra daha yeni ekran teknolojisi kullanacağı söyleniyor. İyi haber şu ki; küresel RAM krizine rağmen Apple, bellek tarafında kısıtlamaya gitmeyecek. iPhone 18 düz modeli de 12GB RAM ile gelecek.

iPhone 18 -düz modellerde ilk olarak- 12GB RAM ile geliyor

Apple, ilk kez bir iPhone’un temel modelinde 12GB RAM kullanacak. %50'lik RAM artışı, giriş seviyesi iPhone 18'i iPhone 17 Pro ve iPhone 18 Pro Max ile aynı seviyeye getirecek. Elbette, Cupertino'lu teknoloji devinin bu hamlesi, iOS 27 ile birlikte gelecek olan Apple Intelligence'ın yüksek bellek gereksinimlerinden kaynaklanıyor. Apple'ın iOS 27'yi 8 Haziran 2026'daki WWDC'de tanıtması bekleniyor.

iPhone 18 serisinin ayrıca TSMC'nin en yeni 2nm işlemine dayalı Apple A20 işlemciyle gelmesi bekleniyor. Bu geçişin güç verimliliğinden ödün vermeden işlem performansında %15'lik bir artış sağlayacağı tahmin ediliyor.

iPhone 18 ne zaman tanıtılacak?

Son raporlar, Apple’ın bu yıl lansmanda da önceliği Pro’lara vereceğini söylüyor. Eylül’de iPhone 18 Pro, 18 Pro Max (belki katlanabilir iPhone Ultra) tanıtılacak. Standart iPhone 18, iPhone 18e ve iPhone Air 2 ile birlikte 2027 baharında piyasaya sürülecek.

Xiaomi 17T ve 17T Pro Beklenenden Erken Geliyor!

 

Akıllı telefon pazarının önde gelen isimlerinden biri olan Xiaomi, sevilen T serisinin tanıtım takviminde büyük bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz yıl piyasaya sürülen Xiaomi 15T ve 15T Pro eylül ayında tanıtılmıştı. Hatta markanın tüm T serisi modelleri yıllardır saat gibi işleyen bir düzenle her yılın eylül ayında kullanıcıların karşısına çıkıyordu. Ancak Çin’den gelen yeni ve güçlü bir sızıntıya göre, 2026 yılında bu gelenek bozulacak. İddialara göre şirket, yeni Xiaomi 17T ve 17T Pro modellerini beklenenden tam dört ay daha erken, yani büyük ihtimalle mayıs ayı civarında piyasaya sürecek. Bu hamlenin gerçekleşmesi, şirketin genel tanıtım takviminde çok büyük bir yeniden yapılanma anlamına geliyor.

Xiaomi 17T Serisinin Tanıtım Tarihi Değişiyor: Dimensity 9500 Sürprizi

Gelecek olan bu yeni cihazların teknik detayları da yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Ortaya çıkan son bilgilere göre Xiaomi 17T modeli “2602DPT53G” model numarasıyla geliştiriliyor. Serinin üst düzey cihazı olan Xiaomi 17T Pro ise “2602EPTC0G” model numarasına sahip olacak. Ayrıca şirket içindeki geliştirme süreçlerinde bu cihazlar için özel kod adları da kullanılıyor. Sızıntılara göre 17T modeli “Chagall”, amiral gemisi özellikler taşıyan 17T Pro modeli ise “Warhol” kod adıyla anılıyor.

Xiaomi 17T, Xiaomi 17T Pro, sızıntı, akıllı telefon, Dimensity 9500, tanıtım tarihi

Cihazların kalbinde yer alacak işlemciler konusunda ise farklı kaynaklardan gelen çeşitli iddialar bulunuyor. Haberin kaynağına göre standart 17T modeli gücünü Dimensity 8500 yonga setinden alacak. Serinin tepe modeli olan 17T Pro ise çok daha güçlü olan Dimensity 9500 işlemcisiyle gelecek. Bununla birlikte, yeni nesil telefonların batarya kapasitelerinin 15T ve 15T Pro modellerinde gördüğümüzden çok daha büyük olacağı belirtiliyor. Kamera tarafında ise kullanıcıları devasa yeniliklerin beklemediği, güncellemelerin daha sınırlı kalacağı ifade ediliyor.Daha önce ortaya çıkan farklı bir sızıntı ise cihazın donanımı hakkında bazı çelişkili detaylar sunmuştu. Bu eski sızıntıya göre 17T modeli, 15T ile tamamen aynı kamera donanımını koruyacak. Ancak batarya kapasitesi ciddi bir artışla 67W hızlı şarj destekli 6.500 mAh seviyesine çıkacak. İşin ilginç tarafı, bu önceki iddia cihazın Dimensity 8500 yerine Dimensity 9400 işlemcisiyle geleceğini öne sürmüştü. Farklı kaynaklar arasındaki bu anlaşmazlıklar, cihazların nihai özellikleri hakkında kesin konuşmak için henüz erken olduğunu gösteriyor.

Xiaomi’den Batarya Canavarı Telefon Geliyor!

 

Akıllı telefon dünyasında batarya teknolojileri hızla gelişmeye devam ederken, Xiaomi cephesinden heyecan verici haberler gelmeye başladı. Sektöre yakın kaynaklardan sızan bilgilere göre, şirket şu anda iki farklı devasa batarya üzerinde test aşamasına geçmiş durumda. Bu yeni bataryaların kapasiteleri, günümüz amiral gemisi modellerinin standartlarını oldukça yukarı taşımayı hedefliyor.

Xiaomi 8500 mAh Kapasiteli Dev Bataryalı Bir Telefon Üzerinde Çalışıyor

Sızdırılan teknik detaylara göre test edilen ilk bataryanın 8000 mAh, ikinci bataryanın ise 8500 mAh tipik kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor. Her iki batarya çözümünde de 100W hızlı şarj desteği sunan tek hücreli silikon anot teknolojisi kullanılıyor. Bu teknoloji sayesinde pil ömrü ve şarj hızı arasında dengeli bir performans sunulması amaçlanıyor.Söz konusu devasa bataryaların, özellikle yüksek performanslı işlemcilerle donatılmış yeni nesil amiral gemisi modellerinde kullanılması bekleniyor. Kaynaklar, bu bataryaların entegre edileceği cihazların ekran boyutlarının 6.8 ile 6.9 inç arasında değişeceğine dikkat çekiyor. Büyük ekranlı ve güçlü donanımlı bu cihazlar, dev batarya kapasiteleriyle kullanıcılarına çok daha uzun bir kullanım süresi vaat edecek.Öte yandan, Xiaomi’nin sadece büyük ekranlı modellerde değil, 6.3 inçlik küçük ekranlı amiral gemisi modelleri üzerinde de çalışmalarını sürdürdüğü biliniyor. Şirketin yeni nesil kompakt cihazlarında dahi gelişmiş kamera sistemleri ve optimize edilmiş pil çözümlerine yer vereceği gelen bilgiler arasında yer alıyor. Bu hamleler, markanın batarya kapasitesi yarışında vites yükselttiğini net bir şekilde gösteriyor.

Görev Yöneticisi Bugün Yapılsaydı Nasıl Görünürdü?

 

Windows Görev Yöneticisi’nin orijinal yaratıcısı olan Dave Plummer, yazılım dünyasında heyecan yaratan yeni bir projeyle karşımıza çıktı. Plummer, Microsoft’tan ayrılmasından yıllar sonra, popüler sistem aracının bugün nasıl görünebileceğine dair vizyonunu paylaştı. Tempest AI adını verdiği kişisel yapay zeka projesi için geliştirdiği bu kontrol paneli, klasik Windows tasarımından oldukça uzak bir çizgide yer alıyor.

Windows Görev Yöneticisi’nin Yaratıcısından Şaşırtan Yeni Tasarım

Plummer, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, hala Microsoft bünyesinde olsaydı Görev Yöneticisi’nin muhtemelen bu şekilde görüneceğini belirtti. Retro-fütüristik bir estetiğe sahip olan bu yeni tasarım, yoğun RGB detayları ve hız göstergesi tarzındaki kadranlarıyla dikkat çekiyor. Ayrıca sistem çalışırken arka planda çalan dinamik müzikler, kullanıcı deneyimini tamamen farklı bir boyuta taşıyor.Bu yeni gösterge paneli, klasik Atari oyunu Tempest’i yenmek üzere tasarlanmış bir yapay zeka projesinin parçası olarak geliştirildi. Tasarımın kodları ise Plummer tarafından şeffaf bir şekilde GitHub üzerinde paylaşıldı. Modern Windows 11 arayüzüyle kıyaslandığında oldukça niş bir kitleye hitap eden bu görünüm, teknoloji meraklıları için eğlenceli bir “ya şöyle olsaydı” senaryosu sunuyor.Ancak bu görsel şölenin bir maliyeti bulunuyor. Plummer, sistemin kaynak kullanımıyla ilgili sorulara dürüst bir yanıt vererek, uygulamanın GPU (grafik işlemci) üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu ifade etti. Yapılan testlerde, yazılımın M2 işlemcili bir Mac Pro üzerinde 30 FPS hızında çalışırken grafik işlemcinin yaklaşık %75’ini kullandığı belirtildi. Bu durum, aracın günlük kullanım için pek pratik olmadığını gösteriyor.

Windows Görev Yöneticisi, Dave Plummer, Tempest AI, Retro Tasarım, Microsoft, GitHub, GPU kullanımı

Dave Plummer, Görev Yöneticisi’ni ilk olarak boş zamanlarında bir yan proje olarak geliştirmiş, ancak yazılımın başarısı onu Windows NT ve sonraki tüm sürümlerin vazgeçilmez bir parçası haline getirmişti. Microsoft son yıllarda bu aracı güncellemeye devam ederek, 2022’de tasarımını yenilemiş ve 2024’te bellek hız birimlerini MHz yerine MT/s olarak değiştirmek gibi teknik düzenlemeler yapmıştı.

Tesla Ölümlü Otopilot Kazası için 243 Milyon Dolar Ödeyecek!

 

Elektrikli araç üreticisi Tesla, 2019 yılında otopilot sisteminin karıştığı ölümlü bir trafik kazası nedeniyle büyük bir darbe aldı. ABD’li bir yargıç, şirketin jüri kararını bozma girişimini reddederek 243 milyon dolarlık devasa tazminat cezasını resmen onadı.

Mahkeme Tesla Tarafından Yapılan İtirazları Kesin Olarak Reddetti

Bölge Yargıcı Beth Bloom, cuma günü aldığı kararla şirketin bu trajik kazada kısmen sorumlu olduğuna hükmetti. Yargıç Bloom, Ağustos 2025 tarihinde jüri tarafından verilen kararı destekleyecek yeterli kanıt bulunduğunu belirtti. Üstelik şirketin, mağdurlara milyonlarca dolar ödenmesini gerektiren bu karara itiraz etmek için yeni veya geçerli bir argüman sunamadığı vurgulandı.

Otopilot Devredeyken Meydana Gelen Trajik Kaza

Yıllardır devam eden bu hukuki süreç, 2019 yılında yaşanan korkunç bir olaya dayanıyor. Model S sürücüsü George McGee, otopilot özelliği devredeyken yere düşen telefonunu almak için eğilmişti. Bu esnada araç, yol kenarında park halinde duran bir SUV modeline şiddetle çarptı. Çarpmanın etkisiyle aracın yanında duran Naibel Benavides Leon hayatını kaybederken, Dillon Angulo ise ağır şekilde yaralandı.

Şirket Sürücüyü Suçluyor ve Temyiz Sürecine Hazırlanıyor

Şirket yönetimi Yargıç Bloom’un kararı hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak hukuk uzmanları, markanın bu kararı daha yüksek bir mahkemeye taşıyarak temyize gitmesine kesin gözüyle bakıyor. Şirket avukatları daha önce sistemde herhangi bir kusur olmadığını savunarak tüm suçu sürücüye atmaya çalışmıştı. Bu büyük dava sürerken, Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) de markanın otopilot sistemlerine yönelik soruşturmalarına devam ediyor.

Huawei Yeni Amiral Gemileri için 7.000 mAh Batarya Test Ediyor

  Telefon pazarında donanım rekabeti işlemci ve kamera odağından sıyrılarak batarya teknolojilerine doğru kayıyor. Mobil teknoloji dünyasınd...